BÜTÜN YAZILARIM, Güncel

Düşünce israfı

dusunce-israfi

Yaşadığımız dünyada her şeyin akıllısı makbul değil mi?

Akıllı telefonlar, akıllı binalar, akıllı ev aletleri ve tabii ki akıllı insanlar.

Siz ekranına bakarken ışığını yakıp gözünüzü ekrandan çevirince söndürmeyi DÜŞÜNEBİLEN telefon bunu yapamayandan kıymetli. Öndeki araca fazla yaklaştığınızda sizde bir sorun olduğunu DÜŞÜNÜP sizin yerinize frene basan arabalar kıymetli. Bir yerde amir veya usta iseniz, siz leb demeden leblebiyi anlayan yardımcılar veya çıraklar kıymetli. Bilgisayarda bir iş yaparken sizin yerinize DÜŞÜNÜP karar veren yazılımlar kıymetli.

Hani Allah C.C. insanı eşref-i mahlukat olarak yaratırken, kendi ruhundan üflerken, güzel isimlerinin küçücük birer numunesini de bu isimlerin ne manaya geldiğini bilebilelim diye bizlere ihsan etmiş ya. İşte bu tecelli neticesinde biz de düşünüp doğru karar vereni seviyor, kıymet veriyoruz. Böylece, Allah’ın düşünmeye neden bu kadar değer verdiğini kendimize bakarak da anlayabiliyoruz.

Kaynağına göre değerlendirildiğinde “zayıf” kategorisinde olsa da bilinirliği yüksek olan bir hadis-i şerifte “Bir saat tefekkür bir yıl nafile ibadetten hayırlıdır.” buyurulmaktadır. Bu hadis-i şerif’in bu kadar bilinir olmasında, insan fıtratındaki “az emek çok ödül” beleşçiliğinin payı olduğunu düşünmekle birlikte, benim dile getirmek istediğim konu, neden bu kadar bilinir olduğu değil. Bu yüzden o konuya girmeyeceğim.

Düşünmek konusunda ne diyor diye Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda ise “düşünen toplumlar için”, “düşünesiniz diye”, “Hiç düşünmüyor musunuz?” gibi insanı düşünmeye teşvik eden ayetlerin sayısının yüzü geçtiğini görmekteyiz.

Buradan açıkça anlaşılıyor ki, yüce yaratan bizim düşünmemizi istemiş. Neleri ve nasıl düşünmemiz gerektiğini de gönderdiği Kainatı Kullanma Kılavuzunda açıklamış.

Acaba bizi yaratan Rabbimizin neden düşünmeye bu kadar önem verdiğini HİÇ DÜŞÜNDÜK MÜ?

“Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim, mahlukatı yarattım”, kudsi hadisi üzerinde biraz düşününce aslında bu sorunun cevabı ortaya çıkıyor.

Bilinmek.

Tanınmak.

Şöyle bir düşünelim:

Siz bir ressamsınız ve bir sergi açtınız. Bir resminizin başında iki kişi var. İkisi ile de konuştunuz. İkisi de resminizi övdü. Ancak bunlardan bir tanesi benim gibi resim sanatından bîhaber bir adam iken diğeri resim sanatı konusunda yıllarca kafa patlatmış, her bir fırça darbesini nasıl vurduğunuzu, her bir rengi nasıl elde ettiğinizi, objeleri nasıl yerleştirdiğinizi tam manasıyla değerlendirebilecek bir uzman olsa; sizin ruh dünyanızda her ikisinin övgüsü aynı kıymette midir?

Elbette ki uzmanın “güzel olmuş”u uzman olmayanın “mükemmel, muhteşem, harikulâde”sinden daha kıymetlidir.

Bunun örnekleri çoğaltılabilir ama uzatmıyorum. Kısaca bir şeyin gerçek kıymetini bilmek de belli bir altyapı gerektirir. Düşündükçe, öğrendikçe, bildikçe Rabbimizin katında değerimiz artacak, Rabbimizin bizden olmamızı istediği gibi bir kul olma yolunda mesafe kat etmiş olacağız. Çünkü bizden anlamamızı istediği şeyleri daha iyi anlamaya başlayacak, O’nu hakkıyla tanımaya biraz daha yaklaşmış olacağız.

Ve son olarak düşünme konusuna kader penceresinden baktığımda şunu görüyorum:

Aslında kul olarak yapabileceğimiz yegane iş düşünmek.

Cüz-i irade dediğimiz şey aslında düşünüp doğru olanı istemekten başka bir şey değil. Bediüzzaman Hazretlerinin Kader Risalesinde “meyelan” diye tarif ettiği manayı ben bu şekilde anlıyorum. Aldığımız her bir nefes, gördüğümüz her bir görüntü, duyduğumuz her bir ses dahil olmak üzere etken veya edilgen olarak etkileşimde olduğumuz her şey an be an Kudret-i İlahi tarafından yaratılıyor. Kendimizin yaptığını zannettiğimiz şeylerin de aslında bizim dışımızda bir güç tarafından yapıldığını, o işi yapma gücü elimizden alındığında anlıyoruz.

Ya da anlamamakta direniyoruz…

Allah’ın, bu hayatı nasıl yaşamamız gerektiğini göstermek için bize gönderdiği elçisi (S.A.V.) bizi sağlık, gençlik ve boş vakti elden gitmeden değerlendirme konusunda uyarıyor. Bu çerçevede düşünme kabiliyeti de elden kaçmadan bu nimetten istifade etmeliyiz. Düşünebiliyorsak lüzümsuz, faydasız, zararlı özetle malayani şeylerle bu kabiliyetimizi israf etmemeliyiz.

4 Yorumlar
Paylaş

Muhiddin Yenigün

4 Yorumlar

  1. ender özden
    15 Mart, 2013 at 3:20 pm

    beğendim “yazan eline ve düşünen aklına sağlık” okuyupta birşeyler düşünebilenlere ne mutlu.

    selam ve dua ile

    • muhiddin
      16 Mart, 2013 at 9:29 pm

      Rabbim hepimize rızasına uygun düşünebilme kabiliyeti ihan etsin. Amin.

  2. Savas Yilmaz
    16 Mart, 2013 at 7:05 pm

    Cok guzel anlatmissin Muhiddin kardesim, ellerine saglik. Rabbim hepimizi dusunebilme nimetini en guzel sekilde degerlendirip kendisine ulasanlardan eylesin.

    • muhiddin
      16 Mart, 2013 at 9:27 pm

      Amin ağabey. Allah razı olsun.

Bu konuda sizin de söyleyecekleriniz ya da sormak istedikleriniz varsa aşağıya yazabilirsiniz (yayınlanacağını garanti etmiyorum):

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.